Çocuk İstismarı Nedir?

Çocuk İstismarı ve İhmali Nedir?

Çocuk istismarı ve ihmali Türkiye’de ve dünyada önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Çoğu durumda istismarın veya ihmalin ortaya çıkmasının güç olması sebebiyle her birimiz, çocuk istismarının önlenmesinde, bildirilmesinde ve fark edilmesinde çok önemli bir role sahibiz.

Çocuk istismarının psikolojik, gelişimsel, tıbbi, hukuki ve daha birçok açıdan tanımlanması mümkündür. Bu başlık altında çocuk istismarının en yaygın kabul gören tanımlarına yer verilmiştir.

Çocuk istismarı, çocuğun fiziksel ya da psikolojik gelişimini olumsuz olarak etkileyen davranışlardır. Çocuk istismarı, 18 yaşın altındaki çocukların ya da ergenlerin ana-babaları, onları bakıp gözetmek ve eğitmekle görevli öğretmen, usta, koruyucu aile fertleri, vasi gibi kişiler ya da yabancı kişiler tarafından yapılan, bedensel ve/ya psikolojik olarak sağlıklarına zarar veren, fiziksel, duygusal, cinsel ya da zihinsel gelişimlerini engelleyen tutum ve davranışlardır.

Dünya Sağlık Örgütü, öncelikle bir çatı kavram olarak çocuğa yönelik kötü muameleyi, “sorumluluk, güven veya güç ilişkisi bağlamında çocuğun sağlığına, yaşamına, gelişimine veya onuruna fiilî ya da potansiyel bir zarara neden olarak fiziksel ve/veya duygusal kötü muamele, cinsel istismar, ihmâl veya ihmâlkâr muamele yahut ticarî veyahut da diğer sömürünün her tür biçimini oluşturmaktadır.” şeklinde; özel olarak çocuk istismarı ve ihmalini ise “ana, baba ya da bakım veren gibi bir erişkin tarafından çocuğa yöneltilen, toplumsal kurallar ve profesyonel kişilerce uygunsuz ya da hasar verici olarak nitelendirilen, çocuğun gelişimini engelleyen ya da kısıtlayan eylem ve eylemsizliklerin tümüdür” şeklinde tanımlanmaktadır.

Bir diğer tanımla çocuk ihmali ise, 18 yaşın altındaki çocukların ya da ergenlerin fiziksel ve psikolojik sağlıkları ve gelişmeleri için temel olan beslenme, korunma, sevgi, gözetim, eğitim ve yol gösterme gibi gereksinimlerinin kendilerine bakıp onları gözetmekle yükümlü kişilerce yeterince karşılanmamasıdır. Çocuk ihmali genel olarak fiziksel ve duygusal ihmal olarak iki ana grupta incelenmektedir.

İstismar Türleri Nelerdir?

  1. Fiziksel İstismar
  2. Cinsel İstismar
  3. Duygusal İstismar

Çocuk istismarı tek bir olay veya zaman içinde gerçekleşen bir dizi farklı olay olabilir. Çocuğun bir kez istismara maruz kalmasının ardından gerekenlerin yapılmaması istismarın sürekliliğine ve devamlılığına sebep olabilmektedir.

Çocuklar, kolay güvendikleri veya korkutulabildikleri için istismara maruz kalabilmektedirler. İstismarcının genellikle yakın çevreden olması ise istismarın ortaya çıkmasını güçleştirmektedir.

Unutulmamalıdır ki, istismarcıların çoğunluğu yabancılar değil, çocukların çevresindeki ya da ailesindeki güvendiği ve tanıdığı kimselerdir. İstismarcı yetişkin bir kimse olabileceği gibi istismara maruz kalan çocuk üzerinde otorite kurabilen ve genellikle yaşça daha büyük bir çocuk da olabilir.

1. Fiziksel İstismar

Çocuğun sağlığını, gelişimini veya onurunu zedeleyecek şekilde fiziksel güç kullanılmasıdır. Bir çocuk zarar gördüğünde ya da zarar görme riski altında olduğunda fiziksel istismar meydana gelmiştir. Fiziksel istismar çok farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir.

Fiziksel istismarın ortaya çıkması, çocuğun bedeninde istismara dair izlerin sıklıkla görünür olması açısından cinsel ve duygusal istismara nazaran daha kolay olabilmektedir. Çocuğun fiziksel istismara maruz kalması neticesinde vücudunda meydana gelen değişimler (yara izleri, kesikler, morarma…) gözlemlenmelidir. Fiziksel istismar belirtileri şu şekilde karşımıza çıkabilmektedir:

  • Yüzde, dudakta, ağızda, gövdede, sırtta, kalçada, baldır ve bacaklarda açıklanamayan morluklar
  • Değişik seviyelerde iyileşme belirtileri gösteren izler, morarmalar
  • Yuvarlak biçimde ve belirli bölgelerde kümelenmiş şekiller
  • Özellikle ayak tabanlarında, avuç içinde, sırtta veya kaba etteki puro ve sigara yanıkları
  • Daldırma yanıkları (Eldiven ya da çorap tarzında keskin sınırlı yanıklar, çocuğun el ve ayaklarının biri tarafından kaynar suya daldırılması ile oluşurlar, kaza eseri ile bu tip keskin sınırlı yanıklar oluşmaz.)
  • Açıklanamayan kırıklar/çıkıklar, kafa derisinde saç kaybı
  • Vücudun belli yerlerinde kesikler
  • Sarsılmış bebek sendromu (körlük, öğrenme güçlüğü, zihinsel gerilik, felç gibi)
  • Zedelenmiş beyin gelişimi (doğuştan değil, hasardan kaynaklı olarak beynin gelişmemesi)
  • Ömür boyu zayıf fiziksel sağlık.

! Çocuğun bedenindeki izlerin özellikle tatil, hafta sonu vb. dönemlerin ardından tekrarlıyor olması fiziksel istismara yönelik güçlü bir gösterge olabilir.

! Çocuğun vücudundaki izleri/yaraları açıklama biçimi, zihinsel gelişimi, fiziksel becerisi ve davranışsal değişimleri ile bir bütün içinde değerlendirilmelidir.

! Fiziksel istismar her zaman görünür izler veya yaralar bırakmayabilir. Aşağıdaki davranışları gösteren çocuklar da istismara maruz kalıyor olabilir.

  • Cezalandırmayı hak ettiği yönündeki tutum
  • Yetişkinler ile iletişim kurmaktan çekinme
  • Ebeveynden korkma
  • Eve gitmekten korkma
  • Kendi kendine zarar verme
  • Aşırı derecede çekingen ya da saldırgan davranışlar
  • Fiziksel temastan rahatsız olma
  • Ağrı şikâyetleri ya da rahatsız hareketler
  • İklim şartlarına uygun olmayan ve vücudu saklamak için giyilen giysiler
  • Diğer çocukların ağlamasına duyarlı olma
  • Evden kaçma (ergenlerde)
  • Sosyal işlevsellik alanında sorunlar (sosyal aktivite, sosyal çevre, oyun oynama isteği, arkadaşlarıyla vakit geçirme isteği)
  • Yakın ve samimi bağ kurmada zorluklar
  • Sosyal ilişkilerinde kavga ve öfke durumları
  • Suçlu davranışa, şiddet suçlarına, alkol ve diğer uyuşturucu bağımlılıklarına ve kötü niyetli davranışlara yüksek oranda eğilim gösterme

Fiziksel İstismarın Psikolojik Sonuçları

  • İzolasyon
  • Korku
  • Güven kaybı
  • Depresyon ve anksiyete
  • Düşük özdeğer
  • Sosyal ilişki kurmada ve sürdürmede güçlük
  • Yeme bozukluğu
  • Travma sonrası stres bozukluğu
  • İntihar girişimi

Fiziksel İstismar ve Kazara Yaralanma Arasındaki Fark Nasıl Anlaşılır?

Fiziksel istismar neticesinde çocuğun vücudunda meydana gelen değişimler üçüncü kişilere çoğu zaman kaza olarak açıklanabilmektedir. Çocuk da korku vb. birçok sebep dolayısıyla vücudundaki izlerin/yaraların kaza sonucu meydana geldiğini ifade edebilir. Bu noktada fiziksel istismarla kaza arasındaki farklılıklara değinmek gerekir:

  • Kaza sonucu oluşmuş kesikler ve yara bereler normalde vücudun kemikli alanlarında olur (kollarda, dizlerde vs). Yumuşak ve korunaklı bölgelerdeki yaralanmalarda (karın, kalçalar) kaza olasılığı düşüktür.
  • Eğer bir yaralanma sıklıkla oluyorsa, bunun bir kaza olma olasılığı düşüktür.
  • Özellikle farklı iyileşme süreçlerindeki çok fazla yara varsa bunun kaza olma olasılığı düşüktür.
  • Eğer yaralanmalar bir nesne ile yapılmışsa (elektrik kablosu, odun sopa vs) kaza olma olasılığı düşüktür.
  • Yaralanmanın nedenini açıklama sırasında tutarsızlık varsa istismardan kuşku duyulur.

 

2. Cinsel İstismar

Cinsel istismar, çocuk istismarı türleri içerisinde saptanması en zor olan istismar türü olup tek bir tanımı bulunmamaktadır.

Çocuğun bir yetişkin ya da kendisinden büyük bir çocuk tarafından, gelişimsel olarak hazır olmadığı davranışlar içerisinde ve karşı tarafın cinsel tatmini için kullanılması durumudur. Bu, her türlü cinsel içerikli konuşmayı, şakalaşmayı, teşhir ve röntgencilik gibi temas içermeyen istismar türlerinden, çocuğun cinsel organlarına dokunma, oral-genital seks, ensest, tecavüz, çocuğu fuhuş ve pornografik materyallerin üretiminde kullanma ve sodomi gibi tüm davranışları ve eylemleri kapsamaktadır.

Türk Ceza Kanunu’na göre ise cinsel istismar deyiminden:

  1. a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
    b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,

anlaşılır.

Çocuk cinsel istismarı en sık 6-10 yaş arasında görülmektedir. İstismara uğramada kız çocukların oranı erkek çocukların oranına göre daha yüksektir. Cinsel istismar, çoğunlukla mağdurun tanıdığı kişi tarafından gerçekleştirilir. Saldırgan nadiren yabancı olur. Cinsel istismarların üçte biri diğer çocuklar tarafından gerçekleştirilir.

Genelde fiziksel belirtiler olmaz ve davranışsal göstergeler diğer bulguların ortaya çıkmasına neden olur. Sık rastlanan ve genelde uzun süreli olan bu istismar türü çoğunlukla gizlenmektedir. Her sosyo- ekonomik düzeyde görülebilen cinsel istismarcıların erkek olduğu daha yaygın olarak düşünülmektedir. Ama erkekler yanında kadın istismarcıların olduğu da bilinmelidir.

Cinsel istismar fiziksel, sözlü veya duygusal olabilir ve aşağıdakileri içerebilir:

  • Cinsel bir organı bir çocuğa açıklama
  • 18 yaşın altındaki bir çocukla cinsel ilişkide bulunma
  • Yaşa veya zihinsel gelişime uygun olmayan cinsel konuşmalar
  • Müstehcen telefon görüşmeleri yapmak
  • Müstehcen hareketli (video) kısa mesajlar veya bir çocuğa e-posta gönderme
  • Çocuğun cinsel organlarına, fiziksel olarak veya başka herhangi bir nesne ile dokunmak, her türlü cinsel temas
  • Bir çocuğa pornografik film, dergi veya fotoğraf göstermek
  • Bir çocuğu cinsel bir eylemi izlemeye zorlama
  • Çocuğun fuhuşa zorlanması

Yaygın kanının aksine cinsel istismarın failleri genellikle çocuğun yakın çevresinden kimselerdir. Aile içi cinsel istismar da yaygın olarak karşımıza çıkabilmektedir. Öyle ki, ceza kanunumuzda istismarı gerçekleştiren kişinin aileden olması durumunda verilecek ceza artırılmaktadır.

İstismar eyleminde bulunan kimse, yaygın inanışın aksine, ruh hastası, psikopat, serseri veya pedofili değil, genellikle istismar dışındaki davranışlarında diğer insanlar gibidir. Ruhsal sorunlar, cinsel istismarın temelindeki faktörlerden olabilmekle birlikte istismarı gerçekleştiren kişi günlük hayatında diğer insanlardan farklı özellikler sergilememektedir. Kısacası, istismarcının, istismara eğiliminin dışarıdan görünür olacağı inancı yüksek oranda hatalıdır. İstismarcı, doğru ile yanlışı ayırt edebilen, genellikle yaptığı davranışın uygunluğunu tayin edebilen, istismarın ortaya çıkmaması için gerekli önlemleri alabilecek bir kimsedir. Bütün bunlar, cinsel istismar olayının ortaya çıkmasını zorlaştırmaktadır. Dolayısıyla aşağıda sıralanacak olan cinsel istismar belirtilerinin bilinmesi ve çocuğun bu bilinçle gözlemlenmesi gerekmektedir.

Cinsel İstismarın Belirtileri

0 – 9 Yaş

  • Normalden daha fazla ağlama, sızlanma ve bağırma.
  • Bakıcılara sımsıkı sarılma ve normal olmayacak bir şekilde yapışma.
  • “Güvenli” yerlerden ayrılmayı reddetme.
  • Uyumada zorluk veya sürekli uyuma.
  • Konuşma yetisini veya idrar kontrolünü kaybetme ve diğer gelişimsel gerilemeler.
  • Yaşlarına uygun olmayan cinsel eylemleri bilme ve onlara ilgi gösterme.
  • Belirli insanlardan, yerlerden veya eylemlerden ya da saldırıya uğramaktan korkma.
  • Bebek gibi davranma (yatağı ıslatma vb.)
  • Aniden okula gitmeyi reddetme.
  • Özel bölgelerine çok fazla dokunma.
  • Aile ve arkadaşlardan uzaklaşma veya içine kapanma.
  • Yemek yemeyi reddetme veya sürekli yemek yeme isteme.

10 – 18 Yaş

  • Depresyon (kronik üzüntü), ağlama veya duygusal hissizlik.
  • Kâbuslar (kötü rüyalar) veya uyku sorunları.
  • Okulda sorun yaşama veya okuldan uzaklaşma.
  • Öfkelenme veya akranlarıyla olan sıkıntıları anlatma, insanlarla kavga etme, kurallara uymama.
  • Aile ve arkadaşlardan uzaklaşma dâhil, kaçınma davranışı gösterme.
  • Kendine zarar veren davranışlar (uyuşturucu, alkol, kendini yaralama).
  • Okul performansında değişiklikler.
  • Sürekli yemek yeme ya da yemek istememe.
  • İntihar düşüncesi ve eğilimi.
  • İstismar hakkında konuşma, istismarı hatırlama.

Çocuğa yönelik cinsel istismarın en önemli ve öncelikli göstergelerinden biri, çocuğun bu konudaki ifadesidir. Cinsel istismara maruz kaldığını söyleyen çocuğu korumak adına, kuşkular bir kenara bırakılmalı ve çocuğun ifadelerine dikkat edilmelidir.

İstismara maruz kalan çocuklar genellikle suçluluk duyabilmektedirler. Bu bazen çocuğun istismara sebep olan yanlış bir davranışta bulunduğunu sanması bazen de istismarcının çocuğu bu yönde inandırması neticesinde olabilir. Her ne koşulda olursa olsun istismarın suçlusu çocuk olamaz!

Çocukları cinsel istismardan korumanın en etkin yollarından birisi ailelerin cinsel konularda yaşa uygunluğu da dikkate alarak çocuklarına eğitim vermesi, vücut dokunulmazlığı konusunda çocuğun bilinç sahibi olmasının sağlanması ve çocuğa istemediği herhangi bir davranışa karşı “hayır” diyebilme becerisinin kazandırılmasıdır.

Cinsel İstismar – Doğru Bilinen Yanlışlar

1) Çocuk cinsel istismarının mağdurları yalnızca kız çocukları değildir. Oransal olarak daha az sayıda olmakla birlikte erkek çocuklar da cinsel istismara maruz kalabilmektedirler.

2) Çocuk cinsel istismarının çoğunlukla düşük gelirli ailelerde yaşandığı önermesi hatalı sonuçlar doğurur. Cinsel istismara her türlü sosyo-ekonomik düzeyde rastlanabilmektedir.

3) İstismarcıların dışardan gözlemlenebilir anormal davranışları çoğunlukla yoktur. İstismarcılar da diğer insanlar gibi günlük hayatlarına devam etmekte, iş hayatında aktif rol almaktadırlar.

4) Çocukları sık sık dikkatli olmaları yönünde tembihlemek cinsel istismarı önlemede sanıldığı kadar etkin değildir. Daha ziyade, ailelerin çocuklarını cinsel istismarla ilgili bilgilendirmeleri, uygun bir dille beden dokunulmazlıklarına dair onlarla konuşmaları ve “hayır” deme becerisi kazanmalarını sağlamaları gerekmektedir.

5) Çocuğun maruz kaldığı istismar teşkil eden eyleme sessiz kalması bu davranışa rıza gösterdiği anlamına gelmez. Çocukların cinsel istismara rıza göstermesi söz konusu olamaz. Çocuğun sessiz kalması daha çok faille arasındaki güç ilişkisi bağlamında açıklanabilir.

3. Duygusal ve Psikolojik İstismar

Duygusal istismar çocuğun kendisini değersiz, sevilmeyen, istenmeyen, işe yaramayan hissetmesine neden olacak tutum ve davranışlarla karşılaşması sonucu ortaya çıkar. Duygusal istismara neden olacak tutum ve davranışlar kapsamında; çocuğa değer vermemek, sözel saldırıda bulunmak, zorbalık ve tehditlerle korku aşılamak, duygusal gereksinimini hiçe saymak, olumlu duygular göstermemek, yaşıtları ile normal ilişkisine izin vermemek, izole etmek, duygusal etkileşimden mahrum bırakmak, sosyal yaşantıya katılmasını engellemek, bir odaya kapatmak, uygunsuz, yasal olmayan davranışlar öğretmek, hor görme, küçük düşürme, aşağılama ve tehdit etme davranışları ve diğer çocuklarla kıyaslayarak “beceriksiz ve yetersiz” olarak tanımlamak gibi yaklaşımlar sayılabilir. (Başta Cinsel İstismar Olmak Üzere Çocuklara Yönelik Her Türlü İstismar Olaylarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu Raporu)

Duygusal istismar, fiziksel bir iz bırakmadığı için fark edilmesi en zor ve fakat bununla birlikte en yaygın istismar tipidir. Fiziksel ve cinsel istismar durumlarına çoğu zaman duygusal istismar da eşlik etmektedir.

Belirtiler:

  • Düşmanlık
  • Alaycı davranışlar ve zorbalık
  • Bir çocuğun ev içi ve aile içi şiddete maruz kalması
  • Alışkanlık bozuklukları (parmak emme, sallanma vb. gibi)
  • Suç işleme de dâhil olmak üzere antisosyal ve yıkıcı davranışlar
  • Nevrotik özellikler (uyku bozuklukları, oyun oynamada tutukluluk)
  • Pasiflik ya da saldırganlık gibi aşırı davranışlar
  • Gelişimsel gecikmeler
  • Davranış bozuklukları (şikâyet etme, pasiflik, saldırganlık vb)
  • Aşırı uyum sorunları (yaşından büyük ya da küçük davranma)

Çocuğa Yönelik İhmal

Çocuk ihmali, çocuğun fizyolojik ve psikolojik gereksinimlerinin bakım veren kimse tarafından karşılanmaması durumu olarak açıklanmaktadır. İhmal, çocuk istismarı kadar yaygın görülen ve çocuk üzerinde en az fiziksel, cinsel ve duygusal istismar kadar etki bırakan bir sorundur. Bununla birlikte çocuk ihmali sorunu, kamuoyunda yeteri kadar ilgi görmemektedir.

İhmal Türlerine Örnekler:

  • Çocuğun yeterince beslenmemesi
  • Çocuğa barınma imkânı sunulmaması
  • Çocuğun sağlık hizmetinden yoksun bırakılması, tıbbi tedavinin zamanında sağlanmaması
  • Çocuğa yeterli giyim imkânı sunulmaması
  • Çocuğun kişisel temizliğinin ihmal edilmesi
  • Çocuğa hijyenik yaşam koşullarına uygun yaşam ortamı sunulmaması
  • Çocuğun üzerinde yeterli denetim sağlanmaması

Çocukların Ekonomik İhmal ve İstismarı ve Çocuk İşçiliği

Ekonomik ihmal ve istismar, çocuğun eğitimini engelleyen, sosyal, fiziksel ve psikolojik gelişimini olumsuz yönde etkileyen işlerde ya da düşük ücretli işlerde çalışması veya çalıştırılması olarak tanımlanabilir. Çocuk işçiliği kavramı ile yakından bağlantısı olan ekonomik ihmal ve istismar, çocuğun yalnızca ucuz iş gücü olarak kullanılması ve emeğinin sömürülmesi olarak kalmamakta, temel çocuk haklarının da ihlali niteliğini taşımaktadır.

Çocuğun ekonomik ihmal ve istismarında sosyal sorunlar, göç, yoksulluk, işverenlerin ucuz iş gücünü tercih etmesi gibi birçok sosyo-ekonomik faktör etkili olmaktadır. Ekonomik ihmal ve istismarın önüne geçilmesi hususunda öncelikli görev, Çocuk Hakları Sözleşmesi uyarınca, hükümetlere düşmektedir.

Çocuk işçiliği bağlamında üzerinde durulması gereken bir husus da toplumsal bağlamda çocuğun çalışmasının zaman zaman gerekli görülmesi sorunudur. Bu noktada çocuk işçi ile çalışan çocuk arasında ayrım yapılmalıdır. Şayet söz konusu iş, çocuğun fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişimini olumsuz yönde etkiliyor ve emeğinin sömürülmesi niteliği taşıyorsa burada çocuk işçiliği söz konusudur ve bu bir istismardır.

Çocuk İstismarı Neden Gerçekleşir?

Çocuğa yönelik ihmal ve istismar tek bir nedenden ziyade biden fazla etmenin bir araya gelmesi neticesinde ortaya çıkmaktadır. Bu noktada belirli risk faktörleri üzerinde durmak gerekmektedir.

İhmal ve istismar bireysel, ilişkisel, çevresel ve toplumsal olmak üzere dört düzeydeki risk etmenlerinin etkileşmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır.

Bireysel faktörler hem mağdur hem de istismarcı kimse açısından kişiyi istismar eylemine yatkın hale getiren etmenlerdir. Bireysel faktörler arasında mağdur çocuk açısından yaş, cinsiyet, engelli olma durumu; istismarcı kişi açısından ise sosyal yaşantı, madde bağımlılığı, önceki istismar öyküsü, aile içi şiddet geçmişi ve şiddete eğilim sayılabilir.

İlişkisel faktörler bakımından ise hem mağdur çocuğun hem de istismarcı kimsenin aile bireyleri ve arkadaşlık çevreleriyle olan ilişkileri değerlendirilmelidir.

Çevresel faktörler bakımından ise, çocuğun ve istismarcının içerisinde bulunduğu yaşam çevresinin (mahalle, okul, iş yeri…) istismar ile ilgisi değerlendirilir. Çocuğa yönelik ihmal ve istismarın önlenmesinde çocuğun içerisinde bulunduğu çevrenin duyarlılık düzeyi oldukça önemlidir. Çevresel bir faktör olarak toplumsal normlar, istismarın veya ihmalin gizli tutulmasına, bildirilmesinin gecikmesine yol açabilmekte ve kötü muamelenin tekrarına ön gelebilmektedir.

Son olarak, toplumsal faktörler açısından ise çocuğun içerisinde bulunduğu toplumdaki sosyal yetersizlikler, ekonomik güçlükler, fiziksel ve duygusal istismar boyutuna varan katı disiplin uygulamalarını destekleyen toplumsal normlar sayılabilir. Bu bağlamda alkol ve uyuşturucu maddeye kolay ulaşılabilirlik, çocuk yaşta evliliğin makul görülmesi, fiziksel şiddetin kabul edilebilir olmasına yol açan toplumsal normlar, göç, işsizlik ve daha birçok toplumsal sorun ihmal ve istismara sebep olabilmektedir.

Sebep her ne olursa olsun çocuğa yönelik ihmal ve istismarın önüne geçmek, başta devlet organları olmak üzere toplumun her bireyinin yasal, insani ve vicdani görevidir.

İhmal ve İstismara İlişkin Bazı Genel Belirtiler

Kötü muamele görmüş veya hala görmekte olan bir çocuk, ihmal ve istismarın davranışsal, duygusal veya fiziksel belirtilerini gösterebilir.

Çocuk istismarına ilişkin bazı genel göstergeler şunları içerir:

  • Yetişkinlere karşı güvensizlik
  • Aşırı sallanma, emme veya aşırı ısırma
  • Yatak ıslatma veya kirlenme
  • Zorlayıcı veya agresif davranışlar
  • Uyku güçlüğü, sıklıkla yorgun olma hali ve uyuya kalma
  • Düşük özgüven
  • Yetişkinler ve akranlarla ilişkili anlaşma zorluğu
  • Alkol veya uyuşturucu kullanımı
  • Kemiklerinde kırık olması veya açıklanamayan morarma, yanıklar ya da iyileşme aşamasında ya da yeni oluşmuş cisim kaynaklı şiddet izleri
  • Bir yaralanmayı açıklayamaması ya da tutarsız, belirsiz ya da inanılması güç açıklamalar sunması
  • İntihara meyilli ya da intihar girişiminde bulunmuş olması
  • Konsantrasyon güçlükleri
  • İçine kapanık veya aşırı itaatkâr olması
  • Eve gitmekten çekinme
  • İstismar hakkında öyküler, şiirler veya sanat eseri yaratma

Bir çocuğun ihmal edildiğinden şüpheleniyorsanız, öncelikle bunun çocuğun bakımından sorumlu kişilerce istenilmediği için mi yoksa bakımın yoksulluk ya da kaynak eksikliği gibi nedenlerden ötürü bu kişilerce sağlanamadığı için mi olduğuna dikkat edilmelidir. İş kaybı, ciddi bir hastalık, boşanma, düzensiz ev halkı hayatı, çocuğun evde kendine ait alanının olmaması gibi nedenler ihmale yol açma olasılığı yüksek durumlardır.

Çocuğun İstismara Maruz Kaldığını Açıklaması ve İletişim

İstismarın en önemli göstergelerinden biri çocuğun yaşadıklarını açıklama şeklidir. Doğrudan ya da dolaylı olarak istismara maruz kaldığını ifade eden çocuklarla iletişim bazı özellikler göstermektedir. İstismara maruz kalan çocuğun içerisinde bulunduğu psikolojik durum göz önüne alındığında kurulan iletişimin istismarın etkilerini artırıcı nitelikte olmaması ve çocuğa güven verici nitelikte olması gerekmektedir.

İstismara maruz kalan çocukla kurulan iletişimde dikkat edilmesi gereken en temel nokta, istismara uğrayan çocuğun hiçbir koşulda sorumlu tutulamayacak olmasıdır.

Çocuklar Neden İstismar Edildiklerini Söylemezler?

  • Kendilerine inanılmayacağını düşünürler.
  • Başlarının belaya gireceğinden korkarlar.
  • İstismarcının tehdidinden korkarlar.
  • İstismarcıyı korumak isteyebilirler; istismarcıyı sevebilir ama yaptıklarını sevmezler
  • Nasıl anlatılacağını bilmeyebilirler.
  • Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler. İyi çocukların cinsellikle ilgili sözcükleri kullanmamaları gerektiği söylenmiş olabilir.
  • Cinsel davranışların yanlış olduğunu bilmeyebilirler.
  • Arkadaşları tarafından dışlanmaktan korkabilirler

Bir Çocuk İstismar Edildiğini Açıklarsa Ne Yapılmalıdır?

1. Çocukla özel olarak konuşmak için bir mekân bulun. Konuşmanızın kesilmeyeceğinden emin olacağınız bir yer olsun.

2. Masanın arkasında oturmayın.
3. Çocuğun yanında onu sakinleştirmek için oturun.
4. Çocuktan izin almadan ona dokunmayın. Dokunmanız ona istismar olayını hatırlatabilir.

5. Açıklıkla ve sakince dinleyin:
Duygularınızı ve sözel olmayan ifadelerinizi kontrol edin. Tepkileriniz hayati önem taşımaktadır. Çocuğun size anlatacağı şeyler ya da muayene sonucu göreceğiniz şeyler sizi şok edebilir.
Sakin karşılamak çocuğu desteklemek için önemlidir. Çocuğu dinleyin ve kendisi için önemli olan konuları siz herhangi bir soru sormadan anlatmasına izin verin. Tüm ilginizi çocuğa verin. Bazen çocuğun sizinle sır olarak paylaşmak istediği şey bir istismar olmayabilir (boşanma, aile meseleleri vs).
6. Çocuğun dilinden konuşun.
7. Çocuğun anlayamayacağı kelimeleri kullanmayın. Çocuğun olanlar hakkında kullandığı kelimeleri kullanın. Bu özellikle cinsel istismarla ilgili konuştuklarında çok önemlidir.
8. Çocuğu yaşadığı olayları anlatmaya cesaretlendirin.
9. Yaşadığı olayları anlatması için ona destek olun fakat vermek istemediği ayrıntılar için asla baskı yapmayın.
10. Çocuğa şöyle söyleyin:
“ Sana inanıyorum”, “Bana söylediğine çok memnun oldum”, “Bu senin hatan değil”, “Başına gelenler doğru bir şey değil.”
11. Çocuğun anlattığı olayları ve kelimeleri yazın.
12. Çocuğu istismarı bildirdiği için takdir edin.
13. Eğer çocuk dolaylı bir şekilde bir istismardan söz ediyorsa (örneğin; birinin başına geldi gibi), çocuğu durumu anlatması yönünde teşvik edin.
14. Yetkililere haber verin.
15. İstismarı bildirmek için okul/kuruluş ya da yerel çocuk koruma kurumlarına/ yetkililerine (rehber danışmana) haber verin.
16. Gizlilik ilkesine saygı gösterin. İstismar olayını bu konuda sorumlu kişi dışında başka biriyle konuşmayın.

Bir Çocuk İstismar Edildiğini Açıkladığında Dikkat Edilmesi Gerekenler

 

 “Neden” ile başlayan sorular sormayın.

Örneğin;

  • “Neden o kişiyi durdurmadın?”
  • “Neden bana bunu anlatıyorsun?”

Çocuklar genellikle neden ile başlayan sorular sorulduğunda bir şeyleri yanlış yaptıklarını zannederler ya da savunmaya geçerler. Neden ile başlayan sorular kişinin yapması gerekli şeyleri yapmadığını ima eder. İstismar/ihmal vakalarında, çocuklar zaten olanlardan dolayı kendilerini suçlayabilirler. İstismarcı onlara genellikle bunun kendi hataları olduğunu söyler. Bir çocuğa bunu neden daha önce haber vermedin diye sormak, onun bir şeyleri yanlış yaptığını düşünmesine sebep olur. Ayrıca küçük çocuklar genellikle “neden” ile başlayan sorulara yanıt veremezler çünkü soyut düşünme becerileri durumu analiz edecek düzeyde henüz gelişmemiştir. Çocuk, kafasını öne düşürerek sanki bir şeyleri yanlış yapmış gibi yanıt verebilir.

Aşağıdakilere benzer sorulardan ve ifadelerden kesinlikle kaçının.

Örneğin;

  • “Bunun olduğundan emin misin?”
  • “Gerçeği mi söylüyorsun?”
  • “Bu bir daha olursa bana haber ver.”
  • “Bunun olması için ne yaptın?”

 

Bu bilgiyi diğer kişilerle paylaşmayacağınız konusunda çocuğa teminat verin.

Fakat destek almak için yetkili kişilerle iletişime geçeceğinizi söyleyin.

Çocuk eğer daha önce birçok kez istismara uğradığına ilişkin birtakım ipuçları veriyorsa, tüm ayrıntıları almaya çalışmayın. Dikkatlice dinleyin ve çocuğa başka bir şey söylemek isteyip istemediğini sorun.

Eğer çocuk daha fazla bir şey söylememeyi seçiyorsa, yetkili kişiyi bu konu hakkında mümkün olduğunca bilgilendirin. Ayrıca, çocuk ipucu verirken ve sizinle iletişim halindeyken kullandığı tüm kelimeleri olduğu gibi yazın. Bu ilk ifadeler adli soruşturmada çok önemlidir.

Her şeyden öte, çocuğa soracağınız soruları en aza indirgeyin ve yönlendirici sorular sormaktan kaçının. Örneğin, “Amcan da mı senin özel bölgelerine dokundu?”, “Mavi bir ceket mi giymişti?” gibi.

Çocukların İstismarı Açıklama Biçimleri

Çocuklar istismar edildiklerini farklı yollarla açıklayabilirler. Bazıları özel olarak sizinle konuşmak istediğini söyler ve doğrudan olayı anlatır. Ne yazık ki, bu durumla nadiren karşılaşılmaktadır. Aşağıda, çocukların kullandığı ifade etme biçimlerine değinilecektir. Sizin rolünüz dinlemek ve çocuğa güven vermektir. Soruşturma yapıcı tarzda sorular sorulmamalıdır.

Dolaylı İmalar

  • “Erkek kardeşim dün gece uyumama izin vermedi”
  • “Komşumuz “X“ abi çok komik iç çamaşırları giyiyor”
  • “Annemin beni amcamla yalnız bırakmasından hiç hoşlanmıyorum”
  • “Bakıcım beni çok sıkıştırıyor”

Kelime hazinesi fazla gelişmediği, daha özgül kelimeleri henüz öğrenmediği, utandığı ya da çekindiği, söylemeyeceğine dair söz verdiği için ya da tüm bu nedenlerden ötürü bir çocuk bu ifadeleri kullanabilir.

Gizli İfade Etme

  • “Çok kötü biçimde ellenilen bir kız tanıyorum”
  • “Tanıdığım bir kız var, annesine rahatsız edildiğini söyledi fakat annesi ona inanmadı.

Çocuk bildiği bir kişi hakkında konuşabilir, fakat bu kendisi de olabilir. Onu “diğer çocuk” hakkında bildiklerini anlatmaya teşvik edin. Sonra anlattığı şeyleri bu kişinin daha önce yaşayıp yaşamadığını sorun.

Koşul Koyarak İfade Etmek

“Bir sorunum var fakat kimseye söylemeyeceğine söz verirsen sana anlatırım”.

Birçok çocuk istismar edildiklerine dair sakladıkları sırrı söylerlerse başlarına olumsuz şeyler geleceğine inanır. Çocuklar saldırganlar tarafından da sessizliklerini korumaları için tehdit edilmiş olabilirler. Çocuklara bazı sırların saklanamayacağını söyleyin. İşinizin onu korumak ve ona güvenli bir yer temin etmek olduğunu söyleyin. Yine çocuğa mümkün olduğunca söylediği şeylerin gizliliğini koruyacağınızı ama yasalarca bu durumu resmi otoritelere bildirmeniz gerektiğini yaşına uygun bir dille anlatın.

Çocuk İhmali ve İstismarını Bildirme

Bir çocuğun ciddi şekilde zarar gördüğünden şüpheleniyorsanız veya önemli derecede zarar görme riski altında olduğuna ilişkin şüpheleriniz varsa, hatırlamanız gereken bazı önemli noktalar şunlardır:

  • Şüphelenmeye başladığınız andan itibaren çocuğu gözlemleyin ve yazılı notlar hazırlayın – davranışlarında, fikirlerinde, duygularında ve kullandıkları sözlerde değişikliklere dikkat edin!
  • Çocukla nazik ve yargılayıcı olmayan görüşmeler yapın.
  • Çocuğu yanıt vermeye zorlamayın ve çocuğun konuşmasını baskılayıcı bir konuşmaya girmeyin.
  • Çocuğa ihtiyaç duyduğunda sizinle gelip konuşabileceğini ve konuştuğunda onu gerçekten dinleyeceğinizi söyleyin.
  • Bir çocuk istismar edildiğinde istismarın etkileri ortadan kaybolmaz ve genellikle zamanla ciddileşir.
  • Bu durumu ilgili kişiye (okul müdürü, rehberlik servisi gibi) hemen haber verin.
  • Gelişmeleri izleyin.

 Okul yetkililerinin çocuğun ailesi ya da bakıcısıyla iletişim kurmaları tavsiye edilmemektedir.

Eğer,

– Çocuk istismarı göstergeleri,

– Türkiye’de çocuk istismarına ilişkin yasalar,

– Çocuk istismarı mağdurları,

– Aileye verilecek destekler,

– Çocuk istismarı veya ihmali ile ilgili

sorularınız varsa lütfen aşağıda belirtilen kurumlara ulaşınız.

  • Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu İl Müdürlükleri
  • Baroların Çocuk Hakları Merkezleri
  • Emniyet Müdürlüğü Çocuk Polisi Şubeleri
  • Hastaneler bünyesindeki Çocuk Koruma Merkezi/Birimle
  • Alo 183
  • İl sosyal hizmetler müdürlüğü
  • Çocuk Polisi: 155

Tüm okul personeli, yetkili kişi olarak görülür ve yasalarca istismarı bildirmeleri gerekmektedir. Siz de bir öğretmen ve ebeveyn olarak şüphelendiğiniz durumları bildirmekle yükümlüsünüz.

İstismardan şüpheleniyorsanız, bu durumun bildirilmesi çocuğu koruyabilir ve aileye yardım sağlayabilir.  Bildirim bir suçlama değildir; düşüncenin dile getirilmesi ve çocuğun durumunun soruşturulup değerlendirilmesi için yapılmış bir istektir. Bir çocuğun tehlikede olduğundan şüphelenirseniz, derhal harekete geçin. Çocuk istismarı veya ihmaline ilişkin şüpheniz bir rapor hazırlamanız için yeterlidir. Kanıt bulmanız gerekmez. Soruşturmayı yürüten kişiler istismar veya ihmalin bulunup bulunmadığına karar vereceklerdir. Hemen her devlet, çocuk istismarına ilişkin iyi niyetli ihbarda bulunan kişileri kovuşturma (işlenmiş olan bir suç için, suçlu sanılan kimseyle ilgili olarak, yasalara göre yapılan soruşturma ve araştırma) ve yükümlülükten korumak üzere bir yasaya sahiptir.

İstismarı Bildirmek İçin Aradığınızda Aşağıdaki Özel Bilgiler Sorulabilir:

– Çocuğun adı ve yerleşimi

– Şüpheli failin adı ve çocukla yakınlık derecesi

– İstismar veya ihmale ilişkin gördüğünüz veya duyduğunuz şeyi tarif etmeniz

– İstismar hakkında bilgisi olan diğer kişilerin adları

– Sizin adınız ve telefon numaranız

! Çocuk istismarı ve ihmali konusunda ihbar edilen ailelere bildirimde bulunanların adları açıklanmaz.

Çocuk İstismarı veya İhmalini Nasıl İhbar Edebilirim?

Eğer bir çocuğun zarar gördüğünden şüpheleniyorsanız, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ya da Çocuk Polisi/Karakollar ve Cumhuriyet Savcıları ile iletişime geçiniz.

  • Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu İl Müdürlükleri
  • Baroların Çocuk Hakları Merkezleri
  • Emniyet Müdürlüğü Çocuk Polisi Şubeleri: 155
  • Hastaneler bünyesindeki Çocuk Koruma Merkezi/Birimi
  • Alo 183 (Kadın, Çocuk, Engelli Danışma hattı)
  • İl sosyal hizmetler müdürlüğü

İhbarda Bulunulduğunda Süreç Nasıl İşleyecektir?

Adlî ve idarî merciler, kolluk görevlileri, sağlık ve eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, korunma ihtiyacı olan çocuğu Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bildirmekle yükümlüdür. Çocuk ile çocuğun bakımından sorumlu kimseler çocuğun korunma altına alınması amacıyla Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna başvurabilir. (Çocuk Koruma Kanunu md. 6/1)

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu kendisine bildirilen olaylarla ilgili olarak derhal araştırma yapar. Araştırma sürecinde görevli sosyal hizmet uzmanları, çocuğun içerisinde bulunduğu ortamı, çevresini; eğitim, sağlık ve sosyal imkânlara ulaşımını gözetler. Olayda yer alan çocuğun Çocuk Koruma Kanunu kapsamında “korunma ihtiyacı olan çocuk” olduğu kanısına varılırsa, gerekli tedbirlerin alınması için kurum tarafından çocuk hakimliğine başvurulur.

Korunma ihtiyacı olan çocuk hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı alınması için çocuk hakimliğine başvuru ayrıca çocuğun annesi, babası, bakım ve gözetiminden sorumlu kimseler ve Cumhuriyet Savcılıkları tarafından da yapılabilir. (Çocuk Koruma Kanunu md.7/1)

Çocuk ihmali ya da istismarı vakalarında adli süreç bazı özellikler göstermektedir. İstismar ya da ihmale maruz kaldığından şüphelenilen çocuğun korunması ve istismarcı hakkında gerekli soruşturma ve kovuşturma evrelerinin tamamlanması sürecinde çocuğun ifadesine mümkün oldukça yalnızca bir kez başvurulmalı, ifade alma işlemleri sırasında yöneltilen sorulara uzman bir kişinin aracılık etmesi sağlanmalı, çocuğun ifadesinin tekrar alınmaması için ses ve görüntü kaydı yapılmalı ve çocuk mahkeme ortamından uzak tutulmalıdır. Böylece çocuğun yaşadığı travmanın tekrarı önlenecektir.

Sosyal Hizmetlerin İşlevi

Sosyal Hizmetler, istismar ve ihmal şüphelerini araştırarak istismar ya da ihmal olasılığının doğrulanması halinde çocuğun korunması için gereken önlemleri alır. Bir çocuğun istismara uğrayıp uğramadığını belirlerken sosyal hizmetler şu yetkilere sahiptir:

– Çocukla ve ebeveyn ya da vasilerle görüşme yapma;

– Velayet sahibinin izniyle, kapanmamış yaraları olduğuna inanılan çocukların muayene edilmesini sağlama;

– Veli ya da vasilerin çocuğun bakımı ve korunmasını sağlama kabiliyetlerini değerlendirme;

– Veli ve vasilere, çocuk bakımında yardımcı olan kurumlara destek sağlama;

– Çocuğun istismara uğradığının anlaşılması halinde ivedilikle geçici korumaya alınmasını çocuk mahkemesinden talep etme;

– Çocuğun geçici gözetim sürecinde çocuğa bakma kabiliyeti ya da arzusu yetersiz bulunan ebeveyn ya da vasiler hakkında mahkemeye bildirimde bulunma.

Koruyucu ve Destekleyici Tedbirler

Korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında koruyucu ve destekleyici tedbirler, çocuğun menfaatleri bakımından kendisinin, ana, baba, vasisi veya birlikte yaşadığı kimselerin bulunduğu yerdeki çocuk hâkimince alınır. (Çocuk Koruma Kanunu md. 8/1)

Korunma ihtiyacı olan çocuğa yönelik koruyucu ve destekleyici tedbirlerin alınması, ihmal ya da istismarın tekrarını önleme ve gerçekleşmiş olan vakaların etkilerini ortadan kaldırma amacı güder. Korunma ihtiyacı olan çocuk için alınabilecek koruyucu ve destekleyici tedbirlerin alınması ve devamında alınan kararların gerekliliklerinin denetlenmesi hususunda yasa, çocuk hâkimlerine oldukça geniş yetkiler tanımaktadır.

Koruyucu ve destekleyici tedbirler, çocuğun öncelikle kendi aile ortamında korunmasını sağlamaya yönelik olarak;

  • Danışmanlık
  • Eğitim
  • Bakım
  • Sağlık
  • Barınma

konularında alınacak tedbirlerdir

Korunma ihtiyacı olan çocukla ilgili olarak Çocuk Koruma Kanunu uyarınca “acil korunma kararı” da verilebilir. Buna göre, “Derhâl korunma altına alınmasını gerektiren bir durumun varlığı hâlinde çocuk, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından bakım ve gözetim altına alındıktan sonra acil korunma kararının alınması için Kurum tarafından çocuğun Kuruma geldiği tarihten itibaren en geç beş gün içinde çocuk hâkimine müracaat edilir. Hâkim tarafından, üç gün içinde talep hakkında karar verilir. Hâkim, çocuğun bulunduğu yerin gizli tutulmasına ve gerektiğinde kişisel ilişkinin tesisine karar verebilir.” (Çocuk Koruma Kanunu md. 9/1)

Çocuk İstismarı İstatistikleri

Çocuklara yönelik ihmal ve istismarın gerçek boyutunu saptamak oldukça zor olmaktadır. Özellikle istismarın ortaya çıkması ve belgelenmesindeki zorluklar sorunun esas boyutunu gözler önüne sermeyi güçleştirmektedir.

Araştırmalar, Türkiye’de aile içinde gerçekleşen istismar olaylarının aile dışında gerçekleşen istismar olaylarından daha fazla olduğunu göstermektedir.

Aile içi istismarda yaş ortalaması 5 ila 7, aile dışı istismarda ise 7 ila 10 yaş arasında değişmektedir. Özellikle erkek çocuklarının kız çocuklarına göre daha küçük yaşlarda istismar edildikleri ifade edilmektedir. Cinsel istismara maruz kalan çocukların yaşa göre dağılımları incelendiğinde; %30’unun 2-5, %40’ının 6-10 ve %30’unun 11 – 17 yaş grubunda olduğunu görülmektedir. Yani olguların %70’ini küçük yaş grubu oluşturmaktadır. İstismarcıların %96’sı erkek, %80’i de çocuğun tanıdığı birisidir.

Cinsel istismar konusunda bir başka araştırmaya göre ise “Dünyada çocuk cinsel istismarının yaygınlığıyla ilgili çalışmalarda cinsel istismara maruz kalan çocuk ve ergenlerin %71’i kız, %29’u erkektir. Olguların yaklaşık yarısında yineleyici cinsel istismar vardır. Yaşamları boyunca en az bir kez cinsel saldırıya maruz kalan ergenlerin oranını %21 olarak bildirilmiştir. Cinsel istismarın yaklaşık % 20-25’ini ensest olguları oluşturmaktadır.”

Araştırmalarda çocuğun yaşı ne kadar küçükse istismar olasılığının da o kadar fazla olduğuna dikkat çekilirken istismara uğrama olasılığının 12 yaşından sonra belirgin bir şekilde azaldığı belirtilmektedir. Son yıllarda istismar ve ihmal vakalarında artış gözlenmiştir. Bunun nedeni ise istismar ve ihmale uğrayan çocuk sayısı veya bildirilen vaka oranındaki artışa bağlanmıştır.

 

Çocuk istismarı konusunda yapılan farklı araştırmalarda %78 ile duygusal istismarın baş sıralarda olduğu görülmektedir. Fiziksel istismar %24, cinsel istismar ise %9 gibi bir oranda görülmektedir.

Kaynaklar:

  • Başta Cinsel İstismar Olmak Üzere Çocuklara Yönelik Her Türlü İstismar Olaylarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu
  • C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Bakım Kuruluşlarında Çalışan Personele Yönelik İstismar ile Mücadele Rehber Kitapçığı
  • Çocuk Cinsel İstismar ve Zor Açığa Çıkması Bilgilendirme Dosyası (Yayına hazırlayanlar Şahika Yüksel, Suzan Saner)
  • unicef.org
Cinsel istismara uğramış olabileceğini düşündüğüm çocukla nasıl iletişim kurabilirim?

Çocukların mahremiyetinin önemine dair, Avukat Metin Polat, çocuk istismarı davalarında gizliliğin nasıl sağlanabileceğini kısaca anlatıyor.

Çocuk istismarı davalarında gizlilik çok önemli, peki nasıl sağlanıyor?
Avukat Metin Polat, zor bir dönemden geçiyor olma ihtimali olan çocukları nasıl tanıyabileceğimizi ve onların elinden nasıl tutabileceğimizi özlülükle anlatıyor.

Herkesin bilgi sahibi olması gerektiğini düşündüğümüz bu konuları bizimle paylaştığı için kendisine teşekkür ediyoruz.
https://metinpolat.av.tr/

Skip to content